"Kun!"
- nurlarinsultani
- 9 Kas 2022
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 27 Haz 2025

İşte mana aleminden varlık alemi için gelen ilk emir... "Kun!"
"Ol" dedi Allah, mana aleminde kainata. Ve yoktan var oluverdi de varlık alemi, maddi alem yani kainat var oldu. Öncesinde yoktu. Ne okunur buradan, neler tefekkür edilir?
Bir şeyin tasavvuru, fikri, planı, kaynağı önce mana aleminde var olur, "ol" denilince de madde aleminde varlığa bürünür.
Mesela nasıl?
Kendisine bizi muhatap edip yaratırken kendini tanıyıp anlayacak idrak edebilip hissedecek kabiliyet ve uzuvlarla yarattı, mizancıklar koydu fıtratımıza. Allah'ın her şeyi görüşünü anlayabilmek için bize gözler verdi de önce görmeyi bilelim diye. Görmeyi bilmeden her şeyi görebilmeyi nasıl anlayabilirdik ki. Bir şeyleri öğrenip bilmeyi ihsan etti ki bilmeyi bilelim de kendisinin her şeyi bilmesine mizan edelim diye. Bir şeyler üretebilme kabiliyeti verdi ki O'nun yaratmasının farkına varalım, yaratışını idrak edebilelim diye.
"Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?" (Fussilet-53)
Bir mimar, önce zihninde kurar projesini sonra kaleme döker. Bir stilist önce hayalinde tasarlar modelini sonra kağıda çizer. Bir yazar önce duygu ve fikir dünyasında sıralar yazılacak satırlarını. Sonra tüm bu tasarımlar, tasavvurlar, projeler yazılı çizili planlara çevrilir kalem ile sonra da varlık aleminde üretilir, varlığa bürünür. İşte mimarın, stilistin, yazarın zihin aleminde yani mana aleminde kendi ol emirciği ile madde aleminde varlığa bürünmeye başlıyor eserleri. Bir şeyin varlığa bürünmeden evveli mana alemindeki soyut hali.
Yani her bir varlığın kainatta vücut bulmamış hali, evveli mana alemindedir. Manası olmayanın maddesi olamaz! Her varlık, mana alemindeki bir mananın kıyafeti, şekillenmiş, varlık kazanmış halidir.
Daha somut ifadeyle;
Elimin, kolumun, ayağımın, belimin, eşimin, dostumun, çocuğumun, derdimin, hastalığımın, yalnız kalışımın, göz yaşımın varlığının ötesinde okunması gereken bir manası var! Hepsi Cenab-ı Hakk'ın mana aleminde tasarladığı bir mananın cisimleşmiş hali.
Yani yaşadığımız bu alemdeki her varlık, oluş, hareket okunması gereken bir harf, bir kelime, bir cümle, Allah'tan bir mesaj, bir ayet bize!
"Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için ibretler vardır. Geceleyin ve gündüzün uyumanız ve O'nun lütfundan (nasip) aramanız da O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda duyan bir topluluk için ibretler vardır. Size korku ve ümit içinde şimşeği göstermesi ve gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesi de O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda akıl eden bir topluluk için ibretler vardır.." (Rum-22,23,24)
"Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Güneşe de aya da secde etmeyin ve yalnız onları yaratan Allah'a secde edin. Eğer O'na kulluk ediyorsanız " (Fussilet-37)
"Şüphesiz mü’minler (ve inanmak isteyenler) için, göklerde ve yerde (nice) ayetler (mesaj dolu ibretler) vardır." (Casiye-3)
Mana aleminde varlık aleminin ilk emri "Kun" iken alemlerin kendisi için yaratıldığı, insaniyetin nihai makamını temsil eden Hz. Muhammed'e hepimizin gıyabında gelen ilk emir de "İkra!" idi. Yani Hallak önce "Ol!" dedi kainat kitabını yarattı, sonra insaniyetin en güzel makamına da bu kitabı "Oku!" dedi. Nasıl mı? Koca kainatı, küçüçük tırnaklarımı, yaşadığım duygularımı, çektiğim ızdırapları, içinden çıkamadığım olayları nasıl mı okuyacağım? Cevap çoktan verilmiş bile hemen ardında.
"Yaratan Rabbinin adıyla"
Yani yarattığı her varlığı, O'ndan bir mesaj olarak oku. Yani her şeye Allah'ın bir sözü, bir konuşması, bir ifadesi, bir öğretisi gözüyle bak. Yani ibret nazarıyla gör. her varlığın taşıdığı bir manası var. Sağ elin mi hasta oldu, oku bunu. Herkese karşı çok mu vericiydin? ve çok verip de hiç karşılık alamadın mı? Sağ elini konuşturuyor Allah, işlev bozukluğu vesilesiyle. Sağ gözün mü zonkluyor? Acaba biraz zaman sonraki hangi şeyi yaşayacak olmaktan, hangi şeye şahit olmaktan korku ve kaygı duyuyorsun? Allah gözün vasıtasıyla seninle konuşuyor. "Korkma, bana güven, göstereceğim her şey sana bir şey öğreterek seni yüceltecek, hikmetime de kudretime de rahmetime de güven ve korkusuzca inan" diyor belki... Her şey ama her şey Allah'ın bize açtığı bu dünya okulunda bir ders malzemesi, bir öğretme materyalidir. Yaşadığımız olaylar, olayların içinde hissettiğimiz duygular, hastalıklar hepsi Rabbimizin her birimize özel olarak verdiği dersin bir parçası sadece.
Nun bir hokkadır ilim deryasına
Kalem, dalıp alır, çıkıp yazar alem sayfasına.
Nunda bir Kun ile halk olurken kainat
Besmelenin be'sinde sırrına bak
Bu hılkat ağacının evveli nun, dalı be
Meyvesini "Yaradan Rabbinin adıyla" ye.
Kalem, manayı yazdı ve suresinde ilk ayet "Nun", Hallak ilmiyle manaya emretti "Kun!"
Birileri çekim yasası mı dedi? Aklımıza gelen bir fikri, zihin alemimizde yapmaya niyet ettiğimizde, bir şeyi olacak diye defalarca düşündüğümüzde biz de "ol" emirciği vermiş oluyoruz. Bu sistemin işleyişindendir ki iyi düşünenler iyi şeylere "olsun" demiş olurken kötü düşünenler kötü şeylere "olsun" demiş oluyorlar. Bununla neyi deneyimleyip kimi tanımış oluyorlar? Niye var, niye kurulmuş böyle bir sistem?
Yaratıcıyı yarattığı sanatından tanıyacağımız bir sanat okulunun öğrencileriyiz. Öyle ki okulunun öğrencileri de O sanatkarın birer sanatı... Kendini bilenin Rabbini bilebileceği bu aynalar aleminde yansımanın ötesine geçemeyecek benliklerimizle sadece O'nu bilmeye geldik... Aleme de baksan ademe de baksan sanattan sanatkarı okuyorsan her gölgenin renk geçişinde göreceğin sadece O. Yok aleme bakıp elem doluyorsa için ademe bakıp derde giriftar oluyorsa başın "nun" nerede, "kun" nerede...? "Hayır ve şerin O'ndan geldiğine " iman nerede? O'ndan gelen her şey okunacak bir malzeme iken başa dert de "ders" yumuşak gönüle sert de "ders. Onu tanımanın okulunda tekrar betekrar aynı dersin telafisini alan gamsız arka sıradakilerden miyiz..? Ezber veren tutilerden miyiz idrak eden akillerden mi?
Nun aleminden Kun alemine yani sesten harfe gelmiş bu kainat eserinde "oku!"mayı sökebildik mi? Yoksa kendi karanlık mağaramızda "okuyamam" diye direnmekte miyiz bu emre..? Dirensek bile daha kaç kere..?
Şimdi, haydi ya bismilllah okumaya.
İktibaslarla İnsan Psikolojisi
Dr. Nurcem Hanzadebek Çep Yeşiloğlu



Yorumlar