14. BÖLÜM: Parazit Serisi
- nurlarinsultani
- 11 Ara 2025
- 10 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 Ara 2025

12.04.2022
Hafta sonu YDS'ye girecektim ve de okulların tatili başlamış olacaktı, günler öncesinden eş efendi: "Ben kardeşime gidecem, yeğenimi göremeyecek miyim ben!?" gibi cümleleri söyledi. Cümleyi duyduğumda bir tuhaf geldi. Zira ben ne "yeğen" den bahsetmiştin ne de "görme!" demiştim. Sadece gelinlerinin bize gelmeme, eşini de göndermeme hatta kayınvalideyi bile bize göndermeme sorununu bu şekilde boyun eğerek çözemeyeceklerini, kendilerini onun duygularının esiri yapmış olacaklarını söylemiştim. Mesele: "O gelinin bize gelmeyip eş efendinin ailesinden kimseyi de bize göndermeme tutumu" iken bana döndürme, olayı manipüle etme hareketi gördüm. Ve de "yeğenimi" kelimesi bir alakasız ve garip geldi meseleyle. . . Hafta sonu sınavdan çıkınca ben arkadaşıma geçtim eş efendi de kardeşine gitti, annesi oradaydı. Ben annesinin bize gelmesi taraftarıydım. Ertesi gün arayıp eve ne zaman geçeceğimi sordu, başka bir arkadaşıma geçmeyi düşündüğümü ama emin olmadığımı akşama doğru kesinleşeceğini söyledim. "O zaman bugün iftarı burada yapayım ben de." dedi. Akşama eve geçtim ve kapıda mahkeme celbi vardı, arayıp eş efendiye haber verdim. İnternetten kontrol edip bana haber verecekti ne için olduğunu. Aradan baya vakit geçmişti ki aradı, ben de merakla açtım telefonu: "Yarın kardeşim işten izin almış bebeğini hastaneye götüreceğiz. Bugün de burada kalayım mı?" diye sordu. Ben de "Nasıl istiyorsan öyle yap." dedim zira zaten ne desem istediğini yapacak, yapıyor. Ben celpten haber bekliyordum, esamesi okunmuyor. "Soru soruyorum sana, cevap versene!" dedi. "Cevap vermek istemiyorum bu soruya, istediğini yap." deyince de "Sonra geçen seferki gibi beni terk ettin, bıraktın dersin.............." diye konuşmaya başladı. Şartellerim attı tabi. "Geçen seferki" dediği beş yıl önceki üç yıl boyunca evli gibi yaşayamadığımızın ayrı şehirlerde yaşayarak sadece yaz tatillerine bir araya gelip onda da yatılı misafir ağırlayıp veya uzak şehirlere misafirliğe gittiğimiz, başkalarıyla birlikte umumi bir hayat yaşadığımız vaktin üçüncü yazında kopan kıyametti. Onu tüm kış "Bak bu yaz sadece biz baş başa olacağız, ne kimse gelecek ne de biz gideceğiz!" diye tembihlememe rağmen yazın yanıma gelip de yatak odasında ilk baş başa kaldığımızda "Ben Ankara'ya gidecem!" demesiyle başlayan felaketti "Geçen seferki" dediği. . ! Sonra da defolup gitmişti: "Ben üç yıldır yeğenimi görmedim, babamın mezarını ziyaret etmedim" diye kavga ede ede. . . Aynı saydığı ve beni alttan alta suçladığı, kendini de sütten çıkmış ak kaşık, mağdur ve kurban rolüne sokarak yaptığı konuşma beni çıldırttı..! Meğer hala beyni idrakten acizmiş. Daha beş yıl önce ne halt yediğini anlamamış..! Bir de şu an ile aynı kefeye koyuyor. . . Kapadım telefonu, açmadım. Bir süre sonra da mesaj olarak yazdım beni neyin kızdırdığını ve şu halde eve zaten gelmesini istemediğimi. . .
22.04.2022
Babam çekirdek aile grubuna: "Ya Rabbi! Senin sonsuz hazinelerin var... Ne kadar versen tükenmez... Çocuklarımın hayırlı taleplerini lutfundan fazlından ihsan eyle... her türlü düşmanların her türlü hile ve tuzaklarından muhafaza eyle." diye bize duasını yazmış. Ama ben sadece bir şey paylaştığını gördüm bildirimlerden bir de annemle ablamın aminlerini... Mesajı açıp da okumadım, bilinçli bir tepki olarak. Hala içimden gelmiyor onlarla konuşmak. Zaten konuşsan ya dinlemiyorlar ya da dinliyor görünüp anlamıyorlar, bildikleri gibi yapıp zarar vermeye devam ediyorlar. O zaman en iyisi uzaklaşmak. Konuşsan da öfke kusacaksın. . .
Birkaç gün sonra sabah ezanı sonrası günlük virtlerime başlamış Yasin'i okurken birden babamın ruhunu hissettim; sevgiye, değere, merhamete, kereme muhtaç ruhunu... Onun için dua ettim kalben, ruhen. Tüm hacetlerini verecek olan kudretten ona rahmet, sevgi, kıymet, lutuf ve kerem diledim. Sonra annemin henüz ulaşamadığı ruhunu gördüm, onun için de dua ettim. Fıtratlarında olmaları gereken en safi, en kemal benlikleri için dua ettim, yardım diledim her şeyin sahibinden. Sekine'mi de çekerek uyudum ve güzel bir şifalanma rüyası gösterildi :) Şükürler olsun. Böylece "Niyetli Sekine" mucizesini keşfettim. Eş efendi de ben de mesajlar içeren rüyalar gördük. Şifalanma ve soyum ile ilgili niyetlerle okuduğum Sekineler sonrasında annemin de babamın da soyunun çok evveli gösterildi, yüz yıllar belki bin yıllar öncesi. "Taraçalandırılmış bir nehirde en üst sekide asil, genç, alim, bilge, elit, mağrur ve şifacı bir kadın vardı gözleriyle konuşan, disiplinli, ciddi, sert ve soğuk, bir sürü ciddi kadına yaptıkları işte liderlik eden, hepsi de beyaz kıyafetler içinde, beyaz başlıkları olan resmi kıyafetler giyiyorlardı, dini bir görevleri varmış... Ve kendilerine vaat edilen liderlerini yüz yıllardır bekleyen, sahip oldukları mucizeyle demiri liderleri gelene kadar işletemeyen bir demirci köyü vardı; sıcak, samimi, güleç yüzlü, mütevazi erkek demircilerin olduğu... " Ertesi gün virdlerimi yapıp uyuduktan sonra anne soyumu gördüğüm rüyayı yeniden gördüm, hatırlamadığım kısımları da hatırlamış oldum böylece.
29.004.2022
"Verilen Söz Tutulana Kadar Ulaşılmaz Olacağım!"
Dün yine mutfakta ve de şimdi yatağımda "annesi tarafından aldatılmış-kandırılmış ve terk edilmiş bir çocuk" olarak ağladım, ağlıyorum. Artık dilimin hangi şarkıyı söylediği ya da susmuşluğu mühim değil. . . Kalbimin sunduğu duyguda ağlıyorum. . . Kadın resmen; ülkeyi patatese soğana satan millet gibi beni domatese bibere sattı, bahçeye domates biber ekecekmiş diye çekip gitti erkenden bana söz vermiş olsa bile kalmaya. . . Ya da beni değil de "sözünün eri olmayı", "dürüst ve müslümanca olmayı" sattı domatese bibere...
Alaya alındığımı, umursanmadığımı, aptal yerine konduğumu, önemsiz olduğumu hissediyorum. Bir de yüzlü yüzlü aldığı telefon kapatma tepkisine üzülmesi yok mu, tam çıldırmalık bir sahtelik!!! Yalansın sen, sahtesin sen baştan ayağa hem de. . .
Beni duymayanları duymayacağım somut alemde, görmeyenleri görmeyeceğim, dinlemeyenleri dinlemeyip konuşmayanlarla da konuşmayacağım. Her şey kısas hükmünce adil bir hayat bulma çabası. . . "Kısasta hayat vardır" diyor ya Allah, işte o. . .
Bu kötü bir huy değil... Herkes kendi ameline baksın, kendi amelinden korksun. Benden korktuğunu düşünenler/hissedenler gerçekten benden korkuyor olsaydı sözünü tutardı. Defolup gitmezdi. Lang diye de yola çıkmadan birkaç saniye önce arayıp da. . . Buna korkmak değil meydan okumak denir! Gözünün içine baka baka adamın böğrüne hançer saplamak denir! korkunuz kendi hatanızdan. . . Kendinize o korku. . . Benimle hiçbir ilgisi yok! He bir de salı günü "Varlığında kıymet bilin." yazmış babam. Varlığımda kıymet bilseydiniz kıymetiniz de bilinirdi.
Ana ve baba atalarımın ruhlarının huzuru için niyet ederek okuyorum artık günlük virtlerimi ve onları hissediyorum. Ardına da değişik mesajlar içeren rüyalar gösteriliyor. Pazardan eve dönerken rastladığım 82 yaşındaki Leyla teyze bana kocaman annanemi hatırlattı pardüseli, eşarplı hafif kambur haliyle. Ben de Leyla teyzeye ihtiyacı olan bir şey olup olmadığını sorup istediği ekmeği atalarımın niyetine sadaka olarak aldım. O gece up uzuunnn bir rüya gördüm, çok ilginçti ve 12 kişilik erkek atalardan oluşan bir grubun beni dehşet verici bir ölümden sonra -ki büstüm ağır makinalı silahla uçuruldu- dirilttiğini gördüm. Beyaz uzun elbiseli bir beden. . .İçlerindeki en bilge ve yaşlı olanı bana; "bu son diriltilişin, bundan sonra seni diriltemeyiz, bedenine sahip çık" diyerek görevim olduğunu, bu yüzden bana yardım edildiğini ve de bunun için yaşamam gerektiğini söyledi. Uyandığımda yüzümün sağ tarafı ağrıyordu. Sağ gözüm şişmişti. Sağ kaşımın ise başlangıç ve bitiş noktaları çok ağrıyordu. Boynumun sağ tarafı, omuz ve sırt kısmı da çok fena idi. Tam büst kısmım ama sadece sağ tarafı, ne ilginç!
(2025'ten Bu güne notlar) Vücudun sağ tarafı eril enerjinin bölgesidir. Ve baba atalarının aktarımlarına da işaret etmektedir. Ve yine vücudun üst kısmı eril, alt kısmı dişil enerjiyi temsil eder. rüyadaki ataların hepsi erkekti ve uyandığımda vücudumdaki ağrı bölgeleri de eril atalara işaret etmekteydi. Madde ve mana bütünlüğü hiç sekmeden vuku bulmuştu. Şifalanıyor muydum? Ölen yanlarımla birlikte yeniden bir diriliş yaşayacak mıydım? Eril aktarımlarla ilgili şifa ve dönüşüm konularım artık bitmiş miydi? Ne diyordu bana bu rüya???
12.05.2022
Bugün "kadınlık-doğurganlık ve zihinsel engeller" konulu psikolojik sembolik girift bir terapi hazırladım ve kendime uyguladım. Günlük virtlerimi ise annemin aklının şifalanmasına, babamın ise maymun iştahlılık sınavının ve izlerinin hikmet ve şifasına niyet ederek okudum. Sekine zikrinde ise sembolik imgeleme çalışmasıyla zikrin manasını birleştirdim. Böylece 7 kuşağı kapsayan Kur'an, zikir ve psikolojik çalışmaların bütünleşip birbirini destekleyip kuvvetlendirdiği bir çalışma denedim. Üç gün önce de "pişmanlık ve suçluluk" konusu üzerine çalışma yapmıştım. Akabinde değişik bir şifalanma rüyası görmüştüm şükür.
18.05.2022
Bugün yeni bir şifa kanalı keşfettim. Üniversiteli öğrencilerle haftada bir Risale-i Nur'dan mütalaa yaptığımız bir grup vardı. Çok güzel dersler yaptık uzun zaman, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan... Maşallah çok güzel gençler fakat içlerinden birinin gözlerinde yılan görüyordum hep. İçinde bir şeylere beslediği bir kin, bir kötü şeylerle kendini zehirlediğini hissediyordum. Sorsam da cevap vermedi halinin hakikatine dair. Geçen gün bir vakit için hep birlikte duaya durmayı teklif ettiğimde bir kıyamet koptu gurupta. Ki ne zaman bir grup insan için iyilik dileyerek büyük bir hamle yapsam çok saçma bir ters tavır ve söz karşılığı alıyorum bu ikinci oldu. Sonunda zehir dışarı saçılmış oldu, oysaki sadece gök takvimine göre önemli bir vakitte hep birlikte dua edelim istemiştim tüm İslam alemi için, vatanımız, milletimiz, İslam orduları için. "dinden çıkmak, kafir olmak, dinde olmayanı dine sokmak gibi bir sürü suçlamayla yerildim diyebilirim. Ondan sonra da kimin içinde olumsuz bir şey varsa hepsi ortaya döküldü ardı sıra. Grup, vedalaşıp bir daha ders yapamamak üzere kapatıldı. Yılan zehrinin leş karanlığını üzerime bulaştıran üreticinin bana ulaşan manevi kanalını kapatıp arınıp zırhlanıp şifalanmak istedim. Gece gündüz niyetle duş almak kar etmedi. Ben de yine virtlerimi okurken bu zehirden arınıp olanlardan kendi dersimi alıp şifalanmaya niyet ettim. Virdlerimi okurken Delaleinnur bölümünde bir yerin içimdeki tüm karanlığı söküp huzurla doldurduğunu hissederek hemen manasına baktım. Ne güzel bir cevap ya Rabbi, ne güzel bir nur! Rüyamda ise şifalanma onayını aldım elhamdülillah. Sanki bu olaylar bana annemin kardeşimin yanlışını kayırma davranışının yanlışlığını, ve böylece doğrusunu hiç öğrenemeyeceğini ifade ettiğim ve oklavanın dizimde kırıldığı anı çağrıştırdı. İyi bir şey söylerken alınan saçma öfke dolu saldırgan bir karşılık aldığım an... Oysa herkesin iyiliğine bir şey söylüyordum değil mi??? Demek ki hala hikmetine varılamamış, çözümlenememiş bir şeyler kalmış. . .
18.08.2022
14 Ağustos Pazar gününden beri değişik rüyalar görüyorum. Cumartesi sınav çıkışı Hacı Bayram-ı Veli'yi ziyaret ettik ve hem kendim hem de eş efendi için ayrı ayrı sadakalar verdim orada. Trendeyken ensesinde çıkın yaptığı saçlarını örmek istedim. "Kendi şehrimize gidince örersin" derken ellerimi sertçe çekti saçından. Beni çocuk kandırır gibi kandırmaya kalktı. Kendi şehrimizdeyken de "seninleyken örersin" deyip ördürmüyor. O saçları, tavşan poposu gibi çıkınlıyor ensesine. Yani örülecek zaman bırakmıyor; salı sallanır, çarşamba çarşafa dolanır, perşembe perişan... Annesi, ablası kardeşi ne der!? Asla kabul etmezler, karı gibi..! Onların beğendiği ve kabul ettiği gibi olmalı..! Onlardan asla ayrı düşmemeli..! bütünleşik olmalı; kendine ait fikri, zikri, hissi olmamalı...! Bir yükseldi tren garında ve orda koptu tüm güzellik.
Türbeye girmeden öncesinde de yapması gerekenleri anlatıyordum "tamam, tamam" deyip dinlemeden gitti biliyorum ayağına. . . Saçma bir şekilde geçmişi gözünden geçirmiş, ölümü düşünmüş vs, vs... Ben bunu mu dedim!? Hayır tabiki de! Aklını da kalbini de kapalı tutuyor bana karşı herif, tek bir iyilik alamıyor, tek bir mana anlamıyor bu yüzden doğru şekilde. Sadece kendindeki anlamları dediğimi sanıp her şeyi bildiğinin iddiasıyla öğrenemiyor yeni bir şey!
Pazar günü de en küçük kardeşi pikniğe götürdü bizi. Piknik dönüşü "Karabüklüler dürüst olmuyor" demişim diye vıdı vıdı yüksek tondan saldırdı, ablaları da aynı tonda katıldı olaya, Eş efendi durur mu o da katıldı saldıranlar kervanına. Ben açıklamak, anlatmak istedikçe konuşturmadı, dinlemedi, sabote etti. Hançer kısmı Eş efendinin alaya alıp aşağılama tonuyla "ya bunun bir grubu var, oradan çıkartıyor bunları hep....." diye beni ve yaptığım, savunduğum, öğrendiğim Hakk'ı ve hakikati aşağıladı. Ne yapıyordum peki ben aşağılanıp alaya alınacak!? Kur'an meali, tefsiri, Risale-i Nur mütalaası, ve bunlardan psikolojik tahlil ve kognitif terapi..! Kardeşine "Ya bırak şuna cevap verme...!" diye söylencelerine devam etti kardeşi beni konuşturmayıp bağıra bağıra manipüle edip saygısızlık yaparken. Bana yaptığı saygısızlığı destekledi. Bir tek kayınvalide hanım: "Bırakın konuşsun ne diyecek bakalım" dedi ve beni hayrete düşürdü. konuşturmayıp kendileri yüksek tonda konuştuğu, beni de dinlemedikleri için sustum ve o şehirden gidene kadar da sadece kendimle takıldım. Evimize geldiğimizde Eş efendi: "Her şeyi sen mahfettin!" dedi üstüne üstlük! Bir de buna inanması bence son damla oldu. Ayrı odalarda yaşıyoruz geldiğimizden beri ve acayip rüyalar görüyorum.
Birisi şöyleydi: " Bu evdeyim, odamda ama ev kalabalık, annemler var sanki. İçime ait olmayan dışarıdan girmiş solucan gibi bir şey çıkarıyorum elimle tutup çekerek ağzımdan. Kolay çıkıyor. "Bana ait değil ya hemen çıktı" diyorum. Bir metre kadar uzun ve yılan gibi kalın bir mahluk, yılan balığı gibi bir şey kara. Sonra başka bir odaya gidiyorum. Bu kez sağ kulağımdan bir şeyi tutup zorla çeke çeke ve dualar okuyarak üç tane çıkarıp yere koyuyorum. Sonra sol kulağımdan da aynı şekilde dört tane çıkarıyorum. "Sol kulağımda daha fazla varmış, sekiz tane mahluk çıkardım toplamda" diyorum. Sonra evde üst kata çıkıyorum, birileri kapıyı çalmış onlara doğru ilerliyorum. O sırada salonun pencereleri önünde güya yeşil yapraklı asma varmış ve yıllar önceki teheccüt vakti mütalaası arkadaşım o asmayı ateşe vermiş. Bir anda siyahlaşıp duman çıkarıyor. Hemen mutfağa koşup kaplara su doldurmaya çalışıyorum söndürmek için ama su dökemeden duman beni tıkıyor."
Öksürerek uyandım, hala genzimde hissediyordum. Uyanınca öksürdüm baya. kalkınca da sol kulağımdan su geldi. sağ kulağım ise tam tersi o kadar kurumuş ki içinden kurum gibi bir şeyler döküldü.
19.08.2022
Bu sabah yine rüyamda "parazit" serisi devam ediyordu. "Sol gözümden kurt çıkıyordu. sağda da varmış, daha yavaş ilerliyormuş bu gözde hastalık sola göre. İçimde de varmış. Hastaneye gidecekmişim, ameliyatla alınacak sanıyorum içimdeki tenya. Ama evdeyken çıkıyor üç tane, iki beyaz biri de kırmızı tüğlü bir şey. Kocaman bir tenyanın içimde olduğu korkusuyla hastaneye giderken ailemin de benimle gelmesini isteyerek iknaya çalıştım fakat kimse oralı olmadı. Hastanedeki randövum da rutin bir kontrolmüş aslında."
Bu tenya muhabbeti aslında iki hafta önce şöyle başladı. Küçükken çok kurtlandığımı, ilacımın üstündeki resimleri filan hatırlayıp bunun bir travması olabileceğini ve çözmek gerektiğini düşünüyordum. Olayı ilgili bir arkadaşa anlattığımda elindeki kitaptan parazite neden olay duygunun ve duygu sağaltımı yapacak telkinlerin yazılı olduğu sayfanın resmini yolladı bana. Oradaki yedi günlük çalışmayı yapıp iyileşme krizi yaşadım ki bu esnada Ankara'daydım sınav için. Bir sonraki şifa rotam Hacı Bayram-ı Veli hazretlerini ziyarete giderken belli oldu: "Baş, boyun, geniz." Bunun da başlangıcı için "hayatımızda ilimle yapacağımız sağlam ve ulvi bir yolculuk" niyetiyle orada hem kendim hem Eş efendi için sadaka verip gelmiştim ki trende aramız açıldı... Açıldı... Daha çok açıldı. Adam kendini unutup sanki ailesi bir insan da bu da o insanın bir hücresi gibi aynı kimliğe bürünmüştü. Kendisi yoktu, kalmamıştı sanki hiç kendine mahsus bir benlik, kimlik, kişilik...
Piknik dönüşü kardeşinin yükselip kendince kendi başına benimle kavgasına yek vücut olmuş Eş efendi de destek verip beni, fikirlerimi, yaşam amacımı, tefsir, meal, risale, psikolojik nazar derslerimizi aşağılar bir ifadeyle kardeşine: "Ya bırak şunu cevap verme, yaptıkları derslerden böyle bu.....!" diyordu. Kardeşi ise bağırarak: "Seni yetkin görmüyorum! Ben senden bir şey almak istemiyorum! Benimle ilgili konuşma! Kocanla ilgili konuşabilirsin, o kocan çünkü!" cümleleriyle açıklama bile yaptırmamıştı.
Kitapta belirtilmiş parazite sebep olan duyguları hatırladım. Eşimde gördüğümde tam olarak onlardı: "anneyi memnun etmek, uzak hissettiği için ilişki kurup onun fikirleriyle istemese de yaşamak, rahatsız olsa da anneyle bağ kurabilmek için uslu çocuk olma, aklanma" yaşadıklarımızın da bu durumu ifade ettiğini fark ettiğim günden beri kedim de parazitten iyileşmeye başladı. Genellikle yatıp uyuyor. Tenyalar beni tiksindiriyor, kedimle rahatça tensel bir yakınlık kuramıyorum. O da aksi gibi hep üstümde, dibimde, burnumun ucunda, bana değerek uyumak istiyor. Onu seviyorum ama tenyalardan iğreniyorum. Kedimle bende rahatça uyumak istiyorum ama her an tenyalar çıkıyor ve kıvrıla kıvrıla ilerlemeye başlıyorlar. Bu durum beni çıldırtıyor, bunu yaşamak istemiyorum.
Azıcık uzaktan geniş bir açıyla bakınca anladım ki bu, Eş efendiyle aramızdaki ilişkiyi anlatıyordu. . ! Daha güzel anlatılamazdı. . ! Onda başkalarının fikir ve duygularının hayat bulup kıvrılmaya başladığını gördüğüm her an işte böyle tiksiniyor ve onu uzağa itmek istiyordum aynı kedime yaptığım gibi. . . Bu parazitlerin maddisi de manevisi de beni çok ciddi iğrendiriyor ve çok geriyor, huzursuz ve güvensiz kılıyor, uyku uyuyamıyorum sonra da. . . Ufacık bir şeyden irkiliyorum, sonra zorla uyuduğum uykumda bile bir "hihhhhh!" ünlemiyle sıçrıyorum ruhumun gördüğü gölgelerle, üstüme doğru gelen. . .
(2025'ten Bu güne notlar) Peki ben "anneyi memnun etmek, uzak hissettiği için ilişki kurup onun fikirleriyle istemese de yaşamak, rahatsız olsa da anneyle bağ kurabilmek için uslu çocuk olma, aklanma" işini nerelerde hangi şeylerde yapıyordum??? Bu aynada gördüğüm iç gerçekliğim neydi? Üstelik bunlardan şifalanmaya da kendim talip olmuştum öyle değil mi? O zaman Kader Okulunda ders de açıldı, ardına sınav da... "Hadi madem mezuniyet istiyorsun bu dersten, buyur geç sınavı" denildi işte... Peki ben, bana ait olmayıp, beni huzursuz eden ama memnun etmek, yaklaşmak, yakınlık kurmak için ne gibi parazitler edinmiştim???
Evlilikle Birlikte
Dr. Nurcem Hanzadebek Çep Yeşiloğlu




Yorumlar